PROVA Kısa Filmi

Sinopsis

Hayat bir tiyatrodur. Bize biçilen rolü en iyi şekilde oynamak için uğraşırız. Bize hazırladığını bilmeden, bildiğimiz tek şey gün içinde yaşayacaklarımızdır. Bizde provasını yaparız her fırsatta.
Yazının devamını okuyun »

Paylaş:
  • Facebook
  • FriendFeed
  • MySpace
  • Technorati
  • Twitter
Etiketler: ,

Yeni Yıl Öğrenci SGK Yasası

1 Ocak’ta yürürlüğe giren Genel Sağlık Sigortası üniversite öğrencilerini ‘fena’ vurdu. 1 Ocak 2012 tarihinden itibaren üniversite öğrencilerinin tedavi giderleri Sağlık, Kültür ve Spor Daire Başkanlıkları tarafından karşılanmıyor. Peki ama üniversite öğrencileri hastanelerden nasıl yararlanacak? Kim ne kadar ‘sağlık sigortası primi’ ödemek zorunda kalacak?
HERKES KAPSAMDA AMA…
5510 Sayılı Sosyal Güvenlik ve Genel Sağlık Sigortası Kanunun, tüm hükümlerinin 01.01.2012 tarihi itibariyle yürürlüğe girmesi nedeniyle ülkede yaşayan tüm vatandaşlar, (bazı istisnalar dışında) genel sağlık sigortası kapsamına alındı. Bu çerçevede üniversite öğrencilerinin, sağlık giderleri de öğrencilerin genel sağlık sigortası çeşitliliklerine göre Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) tarafından karşılanacak.
AİLE GÜVENCESİ YOK VEYA KENDİSİ 25 YAŞINI DOLDURMUŞ İSE
Eğer bir öğrencinin aile fertlerinden birinin sosyal güvencesi yok ise; veya öğrenci 25 yaşını doldurmuş ise ne yapacak?
Bu durumda ikamet adreslerinin bulunduğu il veya ilçe merkezlerindeki Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıflarına başvurarak ‘gelir testi’ yaptırmaları gerekecek.
Gelir testi sonucunda aile bireyleri başına brüt asgari ücretin üçte birinden az (295 TL) gelir tespit edilen öğrencinin, sağlık primini Sosyal Güvenlik Kurumu üstlenecek. Gelir testi yapılırken, haneye giren aylık gelir tespit edilerek, hanede yaşayan sayısına bölünecek. Bu durumda bir öğrencinin hanesinde kişi başına düşen gelir;
- Brüt asgari ücretin üçte biri (295 TL) ile asgari ücret (886,5 TL) arasında ise o öğrenci aylık 35,4 TL sağlık primi ödeyecek.
- Kişi başına düşen gelir asgari ücret ile asgari ücretin iki katı (1.773 TL) arasında ise aylık 106,4 TL ödeyecek.
- Geliri asgari ücretin iki katından daha fazla ise aylık 213 TL zorunlu sağlık primi ödeyecek.
BAŞVURMAYANA BORÇ ÇIKACAK
Bu koşullarda olup da 31 Ocak’a kadar Sosyal Güvenlik merkezine başvurmayan öğrencilerin, aylık kişi başı gelirlerinin bin 773 lira olduğu varsayılarak, her ay 213 lira tutarında sağlık primi hanelerine borç olarak yazılacak.
SİGORTALI ÖĞRENCİDE SORUN YOK!
-Bir işte çalışarak gelir elde eden ve kendi adına sosyal güvencesi bulunan öğrenciler,
genel sağlık sigortalılıklarını kendileri kazandıkları için herhangi bir şey yapmalarına gerek yok. Onlar istedikleri şekilde sağlık kurumlarından hizmet almaya devam edebilirler.
SİGORTASIZ ÇALIŞAN DİKKAT!
Ancak bu kişiler, sigortasız olarak çalıştırılıyor iseler, işverenden sigorta yaptırması talebinde bulunmalılar. İşveren sigorta yaptırmıyorsa en yakın Sosyal Güvenlik Kurumu merkezine veya Alo 170’i arayarak ‘şikayette’ bulunabilirler.
Bu kişiler 25 yaşını geçmişler ise ailelerinin sağlık güvencesinden yararlanamayacaklar. Ayrıca kendilerine aylık gelirlerinin bin 770 lira olduğu varsayılarak aylık 213 lira prim borcu çıkarılacak.
25 yaşın altında olanlar ‘öğrenci belgesi’ ibraz etmek suretiyle anne, baba veya eşinin sağlık güvencesinden yararlanabilecekler.
25 YAŞIN ALTINDA, ÇALIŞMAYAN ÖĞRENCİ
Herhangi bir işte çalışmayan ve 25 yaşını doldurmamış öğrenciler, anne, baba veya eşinin sosyal güvencesinden yararlanabilecek. Bunun için öğrenci belgesini en yakın Sosyal Güvenlik Merkezi’ne teslim etmesi yeterli olacak.
YEŞİL KARTLI ÖĞRENCİ
Yeşil kartlı öğrencilerin ise, kartlarına ait vize tarihlerinin dolmasının ardından 1 ay içinde Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıflarına başvurarak ‘gelir testi’ yaptırmaları gerekiyor.
Test sonuçlarına göre yukarıda söz ettiğimiz kişi başı gelir rakamları doğrultusunda ya primlerini SGK üstlenecek ya da 35 lira ile 213 lira arasında değişen miktarda her ay sağlık primi ödeyecekler.
İŞTE O VAKIFLAR
Sosyal güvencesi olmayan kişiler ile öğrencilerin başvurmaları gereken Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıflarına ait iletişim bilgilerine ise www.sydgm.gov.tr/tr/vakif web sayfasından ulaşılabilir.
YABANCI ÖĞRENCİLER
- Kendi imkanları ile (yani burssuz olarak) Türkiye’de öğrenim gören yabancı öğrenciler, her dönem başında ders kaydı yaptırmalarını takiben SGK nezdinde borçlanmış sayılacak. Bu prim giderlerini ödemelerini takiben genel sağlık sigortalılığı hakkı başlayacak.
- Türkiye ile Sosyal Güvenlik Anlaşması olan ve kendi ülkelerinde sosyal güvenceleri olan yabancı öğrencilerin öncelikle SGK’ye başvurarak genel sağlık sigortalılıklarını aktif hale getirmeleri gerekiyor. Bunun için de bağlı bulundukları sigorta kurumu tarafından “sağlık yardım hakkı belgesi (formüler)” nin bir örneğinin Türkiye’de ikametgâhlarının bulunduğu sosyal güvenlik il müdürlüğüne/ sosyal güvenlik merkezine bir örneğinin de üniversiteye gönderilmesi gerekiyor.
Bu işlemler yapılmaz ise onlar da diğer yabancı öğrenciler gibi borçlandırılacaklar ve primlerini ödemelerini takiben sağlık hizmetlerinden yararlanabilecekler.
HANGİ ÜLKELER
Türkiye’nin sosyal güvenlik anlaşması imzaladığı ülkeler ise şöyle: Almanya, Hollanda, Belçika, Avusturya, Fransa, KKTC, Romanya, Bosna-Hersek, Çek Cumhuriyeti, Makedonya, Lüksemburg, Arnavutluk.
VATANDAŞLIKTAN ÇIKANLAR VEYA ÇİFTE VATANDAŞ OLANLAR
5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanununun 28 inci maddesine çıkma izni alarak vatandaşlıktan çıkanlar ile çifte vatandaşlığı bulunan öğrenciler ne yapacak?
Üniversitede ‘yabancı uyruklu öğrenci’ statüsünde öğrenim görmekle birlikte Türk vatandaşlığı haklarının devam ediyor olması nedeniyle ya ailelerinin sosyal güvencesinden yararlanacaklar. Bu mümkün olmuyor ise gelir testi yaptırarak kendileri için tespit edilen sağlık primini her ay düzenli olarak ödeyecekler.

1 Ocak’ta yürürlüğe giren Genel Sağlık Sigortası üniversite öğrencilerini ‘fena’ vurdu. 1 Ocak 2012 tarihinden itibaren üniversite öğrencilerinin tedavi giderleri Sağlık, Kültür ve Spor Daire Başkanlıkları tarafından karşılanmıyor. Peki ama üniversite öğrencileri hastanelerden nasıl yararlanacak? Kim ne kadar ‘sağlık sigortası primi’ ödemek zorunda kalacak?
HERKES KAPSAMDA AMA…

5510 Sayılı Sosyal Güvenlik ve Genel Sağlık Sigortası Kanunun, tüm hükümlerinin 01.01.2012 tarihi itibariyle yürürlüğe girmesi nedeniyle ülkede yaşayan tüm vatandaşlar, (bazı istisnalar dışında) genel sağlık sigortası kapsamına alındı. Bu çerçevede üniversite öğrencilerinin, sağlık giderleri de öğrencilerin genel sağlık sigortası çeşitliliklerine göre Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) tarafından karşılanacak.
Yazının devamını okuyun »

Paylaş:
  • Facebook
  • FriendFeed
  • MySpace
  • Technorati
  • Twitter
Etiketler:

Yırttık! Kıyamet tarihi ertelendi!

Yırttık! Kıyamet tarihi ertelendi! GALERİ
Maya uygarlığı uzmanı Sven Gronemeyer: “Maya tabletleri yanlış tercüme edildi. Dünya 21 Aralık 2012’de sona ermeyecek. O gün Maya Tanrısı dünyaya dönecek. Bahsedilen kıyamet değil, yeni bir başlangıç”
Maya uygarlığı uzmanı Alman bilim adamı Sven Gronemeyer, 7 milyar kişinin yüreğine su serpti!
Maya tabletlerinin yanlış tercüme edildiğini belirten Gronemeyer, dünyanın 21 Aralık 2012’de sona ereceğine dair inanışın doğru olmadığını söyledi.
Avustralya’daki La Trobe Üniversitesi’nde akademik çalışmalar yürüten Gronemeyer “Mayalar, 21 Aralık 2012’de Maya Tanrısı Bolon Yokte’nin dünyaya geri döneceğine inanıyor. Bu tarih kıyameti değil, yeni bir çağın başlangıcını simgeliyor” dedi.
Geçen hafta Meksika Antropoloji ve Tarih Enstitüsü, Tortuguero antik kenti yakınlarındaki Comalcalco harabelerinde yıllar önce keşfedilen bir başka taş tabletin, 2012’de dünyanın sonunun geleceği kehanetini yinelediğini açıklamıştı.
Yaklaşık 1300 yıl öncesine ait olduğu sanılan Comalcalco tabletindeki metnin son kısmının çatlaklar nedeniyle okunamaz hale geldiğini belirten Gronemeyer, yazıtın M.Ö. 3113’te başlayan Maya takviminin 5125 yıllık döngüsünün sona ereceğini kastettiğini söyledi.

Maya uygarlığı uzmanı Sven Gronemeyer: “Maya tabletleri yanlış tercüme edildi. Dünya 21 Aralık 2012’de sona ermeyecek. O gün Maya Tanrısı dünyaya dönecek. Bahsedilen kıyamet değil, yeni bir başlangıç”

Maya uygarlığı uzmanı Alman bilim adamı Sven Gronemeyer, 7 milyar kişinin yüreğine su serpti!
Yazının devamını okuyun »

Paylaş:
  • Facebook
  • FriendFeed
  • MySpace
  • Technorati
  • Twitter
Etiketler: , ,

Site kapattıran 9 suç!

Türkiye, sanal ortamda suçlarla mücadeleyi evrensel ölçütlere göre yeniden düzenlemeye hazırlanıyor.
 Ağırlıklı olarak müstehcen ve porno 10 bine yakın internet sitesini kapattığı için ’sansür’ eleştirilerine muhatap olan
Yazının devamını okuyun »

Paylaş:
  • Facebook
  • FriendFeed
  • MySpace
  • Technorati
  • Twitter
Etiketler:

7.2’de Van Depremi

7.2’de Saklı Anılar
Öncelikle Van depreminde hayatını kaybedenlere Allah’tan rahmet eylesin mekânlarını cennet olsun. Geride kalanlara ecir sabır versin. Son durumları elimden geldiğince televizyon ve internetten takip ediyorum. Bende 17 ağustos depremine Yalova da yakalandım. Amcamları ziyarete gitmiştik. Bir hafta dolmak üzereyken depreme yakalandık. Oradaki depremde zedelerin neler hissettiği anlıya biliyorum. Aslında bu ülkede nüfus olarak bakarsak üçte ikisi büyük depremi yaşamıştır. Dün akşamda televizyonların ortak yapımı ile yardım toplandı. Böyle herkesi tek yürek görmek bana gururlandırdı.
Birde öteki taraf var. Cüneyt Özdemir’in programını izlerken fark ettim önce kimseye çadır dağıtılmadı denilmesi. Sonra Bütün kanalların organizasyon eksikliklerinden bahsetmeye başladılar. Aslında haklılardı bir yerde. Sonra 32.Gün programını izledim. Orda gerçeği gördüm. Muhtaç olanlar değil. Herkes yardım istiyor. Şöyle bir cümle kurayım; orda gerçekten ihtiyaç sahiplerini bulup onlara vermeliyiz. Çadırların yağmalanmasını gördükten sonrada ve pazarda satıldığı duyduğumda rahmetli babamın anlattığı anıları aklıma geldi. Rahmetli babam ara sıra konu açıldıkça Van da 1976 depreminde başından geçenleri anlatırdı.
Rahmetli babamın ilk öğretmenlik yaptığı yer Van ilimizmiş. Van da 1976 deprem olmuş. Babamda orda kriz masasında da yer almış. O zamanlar depremzedelere sabah yiyecek ve giyecek dağıtıyorlarmış. Akşama depremzedeler çıkıp biz açız diyorlarmış. Bunun üzerine dönemin valisi kızıyormuş. “Bunlara neden yiyecek dağıtmıyorsunuz.” Diye. Bunun üzerine ertesi gün yeniden dağıtıyorlarmış. Akşama yine açız diyorlarmış. Bunun üzerine ertesi gün tekrardan dağıtıyorlarmış dönem Avrupa’dan depremzede bayanlara kürk manto dağıtmışlar. Bu kürk mantoları pazarda görünce akşama bütün herkesin evlerinde arama yapmışlar. Kürk Mantoları pazarda sattıkların öğrenince vali “Açlıktan ölseler bir gram bir şey vermeyeceksiniz.” Demiş.
Herkesin aslında hangi mahallede oturduğu ve kaç kişilik aile olduğu nüfus dairesinde kayıtlı bulunuyor. Neden o listelere göre dağıtılmıyor bunu anlamıyorum. Birde kamyon şehre giriyor ve nedense hiçbir koruma aracı(eskort) olmadan yol alıyor. Galiba ders alamamışız.
Şimdiki bakıyorum da farklı olan sadece zaman.

Öncelikle Van depreminde hayatını kaybedenlere Allah’tan rahmet eylesin mekânlarını cennet olsun. Geride kalanlara ecir sabır versin. Son durumları elimden geldiğince televizyon ve internetten takip ediyorum. Bende 17 ağustos depremine Yalova da yakalandım. Amcamları ziyarete gitmiştik. Bir hafta dolmak üzereyken depreme yakalandık. Oradaki depremde zedelerin neler hissettiği anlıya biliyorum. Aslında bu ülkede nüfus olarak bakarsak üçte ikisi büyük depremi yaşamıştır. Dün akşamda televizyonların ortak yapımı ile yardım toplandı. Böyle herkesi tek yürek görmek bana gururlandırdı.
Yazının devamını okuyun »

Paylaş:
  • Facebook
  • FriendFeed
  • MySpace
  • Technorati
  • Twitter
Etiketler:

“Oscar jürisini tanımıyoruz”

“Oscar jürisini tanımıyoruz”
Oscar aday adayı ‘Bir Zamanlar Anadolu’nun yönetmeni Ceylan, filminin Oscar şansını değerlendirdi
19 Ekim 2011 Çarşamba, 10:21:12
“Bir Zamanlar Anadolu’da” filminin bu yıl 55’incisi düzenlenen Londra Film Festivali’ndeki galası için İngiltere’nin başkenti Londra’ya gelen Ceylan, filmin gösteriminden önce Londra’nın “sinema meydanı” olarak bilinen Leicester Square’deki Vue Sineması’nda kırmızı halı törenine katıldı.
Filminin Oscar şansının sorulması üzerine Nuri Bilge Ceylan, “Oscar konusunda tahmin yürütmek çok zor. Çünkü orada hiç tanımadığımız, sinema görüşleri farklı olabilecek bir jüri var. Ama sonuçta Türkiye bizi seçti. Biz de elimizden geleni yapacağız” dedi. Filmin yapımcısı Zeynep Özbatur, “Üç Maymun” filmiyle Yabancı Dilde En İyi Film Oscar’ında ilk dokuza kaldıklarını anımsattı ve “Bu sefer çalışma yöntemimizi daha da yoğunlaştırarak, kurduğumuz işleri daha da geliştirerek iyi bir çalışma yapacağız ama böyle şeyler çok da bilinemez” diye konuştu.

Oscar aday adayı ‘Bir Zamanlar Anadolu’nun yönetmeni Ceylan, filminin Oscar şansını değerlendirdi

“Bir Zamanlar Anadolu’da” filminin bu yıl 55’incisi düzenlenen Londra Film Festivali’ndeki galası için İngiltere’nin başkenti Londra’ya gelen Ceylan, filmin gösteriminden önce Londra’nın “sinema meydanı” olarak bilinen Leicester Square’deki Vue Sineması’nda kırmızı halı törenine katıldı.
Yazının devamını okuyun »

Paylaş:
  • Facebook
  • FriendFeed
  • MySpace
  • Technorati
  • Twitter
Etiketler: ,

Ahilik haftası

Ahilik haftası anlam ve önemi için biraz araştırma yaptım.Yurdun genelinde kutlanan bu hafta tam anlamıyla anlaşıla bilmesi için yapmış olduğum bir araştırma.
Orta Asya’da hüküm süren Oğuz Yabguluğu yıkılınca 1040 Oğuz Türkleri yavaş yavaş Selçuklu egemenliği altına girerek Anadolu’ya göç etmeye başladı. Ekseriyeti göçebe olan Oğuzlar, kopup geldikleri Orta Asya steplerine benzediği için daha çok Orta Anadolu kırsalını mesken olarak tercih ediyorlardı. Dolayısıyla Orta Anadolu’nun Türkleşip İslamlaşması hızlı olurken, şehirlerde bu dönüşüm yavaştı[4]. İslam dini de, yerleşik hayatı gerekli kılıyordu[5]. İşte bu sebeple, göçebe Türkmenlerin İslamlaşma sürecini hızlandırmak, Anadolu’yu Türk yurdu haline getirmek, şehirlerde yaşayan Rum ve Ermeni tacirleriyle rekabet edebilmek amacıyla ve Hacı Bektaş-ı Veli Hazretleri’nin tavsiyesiyle Ahi teşkilatı Anadolu’da kuruldu. Kısacası Anadolu’da Ahiliğin şekillenmesi ve köylere kadar teşkilatlanması politik ve sosyo ekonomik bir mecburiyetin ürünüdür
Selçuklu Türkleri’nde, dinî ve millî birliğin muhafazasında, Osmanlı Devleti’nin kuruluşunda ve Osmanlı insanının yetişmesi ve terbiyesinde büyük hizmetler gören içtimaî (sosyal) bir teşkilat. Arapça “kardeşim” manâsına gelen ahî ile Türkçe “cömert, eli açık” manâsında olan akı kelimeleri ile yakınlık göstermekte ise de, hangisinden geldiği belli değildir. Her iki kelimeden de gelmesi ihtimal dahilindedir.
Diğer taraftan Horasan ve Mâverâünnehir’deyken Fahreddin-i Razî, Ahmed Yesevî ve Şihabüddin Sühreverdî gibi büyük âlimlerden ders alan Ahi Evren (1171-1262), daha sonra Anadolu’ya gelerek, Kayseri’de yerleşmiş ve halkı irşad vazifesine başlamıştı. Kayseri’de debbağlık yapıp, elinin emeği ile geçinen Ahi Evren, Türkistan’dan gelen bilhassa esnaf teşekküllerini bir çatı altında toplayıp teşkilatlandırdı. Fütüvvetnamelerden faydalanarak, teşkilatın bir nevi yönetmeliğini yazdı. İslam ahlâkını esas alan bu yönetmeliği, esnaf ve sanatkârlar arasında tatbik etti. Onlar arasında İslam ahlâkına dayalı bir birlik ve kardeşlik kurdu. Böylece “ahilik teşkilatı” ortaya çıktı. Diğer taraftan, hocası Evhadüddin Kirmanî’nin kızı olan hanımı Fatma Bacı da kadınları yetiştirip “Baciyan” grubunu teşkil etti.
Ahilik teşkilatı sayesinde, Anadolu’da Rumlar ile Ermenilerin elinde olan sanat ve ticaret hayatına, zamanla Türkler de katılıp, söz sahibi olmaya başladılar. Ayrıca ahiler, yaptıkları zaviyelerde, Müslüman tüccar ve esnafın ahlaki terbiyesi ile de uğraştılar. Ahi zaviyeleri zamanla memleketin her tarafına yayıldı.
Nihayet Moğollar, 1243 yılında Kayseri’yi muhasara edip, çetin bir muharebe sonunda şehri ele geçirince, binlerce ahiyi şehid ettiler. Anadolu’nun karışıklıklar içerisinde olduğu bu sırada, Ahi Evren’i de Kırşehir’de öldürdüler.
Bu esnada itibarlı bir ahi olan Şeyh Edebali, Osman Gazi ile yakın münasebetler kurup, kızını ona verdi. Orhan Gazi ve Murad-ı Hüdavendigâr, ahilerden olup, vezirleri Alâeddin ve Çandarlı Kara Halil de ahi idiler. Böylece ahilerden bir kısmı âlim, kadı olarak ilim sahasında, bir kısmı vali ve komutan olarak idarî ve askerî alanda, bir kısmı da ticaret ve sanat alanında hizmet vermeye başladılar. Ahilerin; İslam’ın emri olan, zamanın kıymetini bilmek, disiplinli bir hayata sahip olmak, istişare etmek (karşılıklı danışmak, tartışmak), adil olmak ve adalet esaslarını aşıladıkları küçücük bir aşiret, kısa zamanda büyük bir devlet olmaya başladı.
Zaman zaman devletin yükünü hafifletici hizmetlerde de bulunan ahiler, Bursa’yı Düzmece Mustafa’nın hücumundan korudukları gibi, 1360 yılında idareleri altındaki Ankara’yı Sultan Birinci Murad’a teslim ettiler.
Ahilik teşkilatında şu mertebeler bulunurdu:
1) Teşkilata yeni giren yiğitler, 2) Ahi bölükleri (Altı bölük olup ilk üç bölüğe “eshab-ı tarik”, diğer üçüne de “nakib” denirdi), 3) Halife, 4) Şeyh, 5) Şeyh-ül-meşayıh.
Ahilerin idare heyeti, her sanat kolunda, kendi azaları arasından seçilmiş beş kişiden meydana geliyordu. Kendilerine, kadı tarafından, seçimden sonra resmi vesika, icazet verilip, icraatları ve neticeleri büyük meclise bildirilirdi. Birlik idare heyeti, her ay üç gün toplanırdı. İdare heyeti, birliğin hazinesi mahiyetinde olan orta sandığını idare ederdi.
Ahilerin kendilerine has merasimleri vardı. Bunlardan bazıları şöyledir:
1. An’anevi Ahi Evren merasimleri: Senelik olup, Ahi Evren’in türbesinin bulunduğu Kırşehir’de yapılırdı.
2. Yol atası ve yol kardeşliği merasimi: Ahiliğe girmek talebinde bulunan gençlerin, birliğe kabul edilmesi mahiyetindeki bir merasim olup, zamanla çırak kabul etme merasimi halini aldı.
3. Yol sahibi olma merasimi: Çıraklık müddetini tamamlayanların, kalfalığa yükseltilmesi için yapılan merasimdi.
Ahilerin yönetmeliğine göre, ahinin üç şeyi açık olmalıydı: Eli açık, yani cömert olmalı; kapısı açık, yani misafirperver olmalı; sofrası açık, yani aç geleni tok göndermeli.
Üç şeyi de kapalı olmalıydı: Gözü kapalı olmalı, yani kimseye kötü nazarla bakmamalı; kimsenin ayıbını görmemeli; dili bağlı olmalı, yani kimseye kötü söz söylememeli; beli bağlı olmalı, yani kimsenin namusuna ve şerefine göz dikmemeli.
Ahilik mensuplarının, takdir edilmelerinin yanında cezalandırıldıkları da olurdu. Fütüvvetnamelerde, şu on sekiz şeyin, ahiyi ahilikten çıkarma sebebi olduğu, ayrıca Cehennemlik yapacağı yazılıdır:
1) Şarap içmek
2) Zina yapmak
3) Livata yapmak
4) Dedikodu ve iftira etmek
5) Münafıklık etmek
6) Gururlanıp kibirlenmek,
7) Sert ve merhametsiz olmak
8) Hased etmek, kıskanmak,
9) Kin tutmak, affetmemek,
10) Sözünde durmamak,
11) Kadınlara şehvetle bakmak,
12) Yalan söylemek,
13) Hıyanet etmek,
14) Emanete riayet etmemek,
15) İnsanların aybını örtmeyip, açığa vurmak,
16) Cimrilik etmek,
17) Koğuculuk ve gıybet etmek,
18) Hırsızlık etmek.

Ahilik haftası anlam ve önemi için biraz araştırma yaptım.Yurdun genelinde kutlanan bu hafta tam anlamıyla anlaşıla bilmesi için yapmış olduğum bir araştırma.

Orta Asya’da hüküm süren Oğuz Yabguluğu yıkılınca 1040 Oğuz Türkleri yavaş yavaş Selçuklu egemenliği altına girerek Anadolu’ya göç etmeye başladı. Ekseriyeti göçebe olan Oğuzlar, kopup geldikleri Orta Asya steplerine benzediği için daha çok Orta
Yazının devamını okuyun »

Paylaş:
  • Facebook
  • FriendFeed
  • MySpace
  • Technorati
  • Twitter
Etiketler:

Elif Şafak’ın “Aşk” romanı dizi oluyor!

Şu aralar son romanı İskender ile pek çok tartışmanın da merkezi haline gelen Elif Şafak’ın Aşk adlı romanı dizi olarak çekilmeye hazırlanıyor. Medyatava’nın haberine göre diziyi çekecek olan isim ise Sinan Çetin.
Yazının devamını okuyun »

Paylaş:
  • Facebook
  • FriendFeed
  • MySpace
  • Technorati
  • Twitter
Etiketler: , ,

meltem rüzgarı

Rüzgârı severler aslında herkes. Kimse bilmez rüzgârın getirdiklerini yâda düşünmez. Bir meltem rüzgârı getirmişti onun kokusunu. Herkesin içinde sadece ben fark etmiştim. Anlayamadığım şekilde karşı koyamadım. Birden kendimi karşısında buldum kendimi. Bir meltem rüzgârıyla başlayan hikâye bir meltem rüzgârıyla bitti.


Yazının devamını okuyun »

Paylaş:
  • Facebook
  • FriendFeed
  • MySpace
  • Technorati
  • Twitter
Etiketler:

Yazmak İstedim…

Yazmayalı ne kadar oldu gerçi bende unuttum.Yaşamla verdiğim mücadelede anca gelebildim buralara.Bu günlerde haberler okunmaz hale geldi.İnsanların yaptıklarına baktığımda film senaristleri bile bu kadarını düşünemez diyorum.Aslında bu hafta en çok Konya ve Aydın’da düğün gecelerinde hayatlarını kaybeden damatlara üzüldüm.İki farklı şehir iki farklı insan ama ikisi de düğün konvoyunda giderken hayatlarını kaybediyorlar.Gerçekten üzdüm.
Yazının devamını okuyun »

Paylaş:
  • Facebook
  • FriendFeed
  • MySpace
  • Technorati
  • Twitter
Etiketler: , ,